Teheccüd namazı, yatsı namazı sonrası bir miktar uyunduktan sonra kalkılarak kılınan bir nafile bir namazdır. Teheccüd sözlükte “uyumak uykudan uyanmak, uykudan güçlükle uyanmak” anlamına gelir (Hatîb eş-Şirbînî, I, 348; İbn Âbidîn, II, 24). Yatsı namazı ile sabah namazı arasındaki bir zaman diliminde kılınan teheccüt namazı gecenin 2/3’ünü uyuduktan sonra sabah namazına 1/3 oranında kalan zaman diliminde kılınır. (wikipedia.org)
Faziletli Bir Gece Namazı Olan Teheccüd Namazı Nasıl Kılınır?
İki rekat, dört rekat, sekiz rekat ve 12 rekat olarak kılınan teheccüd namazı her iki rekatta selam verilerek kılınır. Teheccüt namazının iki rekatta bir selâm verilerek kılınmasının daha faziletli olduğu görülmüştür.
İki rekat teheccüt namazı şu şekilde kılınır:
Önce niyet edilir “Niyet ettim Allah rızası için teheccüd namazı kılmaya”. Ardından tekbir getirilerek Subhaneke suresi okunur. Ardından besmele çekilerek fatiha süresi okunur. Ardından herhangi bir zammı süre (küçük sureler veya bir miktar kuran ayeti) okunur. Rüku secde ara oturuş tekrar secde ile birinci rekat tamamlanır. 2. Rekat ise aynı şekilde besmele fatiha herhangi bir süre okunarak rüku secde ve ara oturuş ardından tekrar secde yapıldıktan sonra ettahiyatu duası, salli barik ve Rabbena duaları okunarak selam verilir. Bu şekilde iki rekatlık teheccüt namazı tamamlanmış olur.
Teheccüd Namazında Hangi Sureler Okunur?
Bu nafile namazda özel olarak okunan bir sure yoktur ardından herhangi bir sure okunabilir Ancak fazilet bakımından yüksek sureler Yasin, Ayetel kursi, Mülk veya Secde sureleri okunabilir.
Teheccüd Namazı İle İlgili Ayet ve Hadisler
Teheccüd namazı ile ilgili Kur-an’ı kerimde İsra suresi 79. ayette şöyle deniliyor. “Gecenin bir kısmında uyanıp sana mahsus bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl. Böyle yaptığın takdirde umulur ki Rabbin seni Makâm-ı Mahmûd’a eriştirir.”
Bu namaz ile ilgili bir hadis var aktaralım ardından kılınışı ile ilgili “Ey insanlar, aranızda selâmı yayın, yemek yedirin, herkes uyurken gece namaz kılın. Böylece selâmetle cennete girin!” (İbn Mâce, İkâmet, 174)
