Haluk Levent Hakkında Bilinmeyenler

Ai ile Özetle

Haluk Levent konusu gündeme öylesine düştü ki kimse ne olduğunu anlayamadı. Acaba biz kendisini hiç mi tanımamıştık? İnsanların kafasında çok sayıda soru işareti ortaya çıktı.. Bilgi kirliliğinin ve yapay zekanın da işin içine girmesi ile beraber ciddi bir curcuna durumu söz konusu. Şimdi gelin sürece ve kendisine biraz daha yakından ve objektif olarak bakmayı deneyelim. Elbette ki hakim ya da yargıç olmadığımızın farkındalığı ile. Herkesi kendi gerçekliği içinde anlamaya çalışarak.

Haluk Levent Kimdir?

Haluk Levent biyografisine bakış

Klasik bir biyografi yazısı yazacak olursak Haluk Levent ile ilgili şu bilgiler verilebilir: Öncelikle isminden başlamak gerekir ise gerçek ismi Haluk Acil. Kendisi 26 Kasım 1968 Adana doğumludur. Yaşamı o dönem birlikte yola çıktığı Özcan Deniz ve Mahsun Kırmızıgül ile beraber filme de konu olan bir rock şarkıcısıdır.

Elfida, Yollarda Bulurum Seni, Zor Aşk gibi kült şarkılar ile yediden yetmişe birçok insanın hafızasına kazanan eserleri vardır. Şarkıcı olarak ağırlıklı olarak kendi eserlerini söyler.

Eğitim yaşamına gelindiğinde ise Adana Atatürk Lisesini bitirdikten sonra sırası ile, Karadeniz Teknik Üniversitesi Ormancılık Fakültesi’nde Ormancılık Mühendisliği, Ankara Üniversitesi ve Kastamonu Meslek Yüksekokulu’nda Bilgisayar Programcılığı ,Orta Doğu Teknik Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi’nde Fizik ve de Ankara Üniversitesi Meslek Yüksekokulu’nda Muhasebe bölümlerinde kısa süreli olan eğitimler aldığı ama asla tamamlayamadığı görülür. Bunun en temel sebebi ise ailesinin maddi durumudur.

Haluk Levent Olayının Düşündürdükleri

Haluk Levent olayı bize ne anlatıyor

Haluk Levent kimdir sorusunun yanıtını hemen her yerde görmek mümkün. Lakin burada bazı hususlara bakmak gerekiyor. Adana Yüreğir gibi son derece kozmopolit bir şehirde doğup işin özünde yırtmaya çalışan bir insan var karşımızda. Bir şair o meşhur şiirinde derki: Bütün Renkler Hızla Kirleniyordu.

Birinciliği Beyaz Verdiler. Belki en beyazımız o değil ama bu çağ kimseyi masum bırakmıyor. Her olayın bir görünen bir de görünmeyen yüzü bulunuyor. Mesele birini yakının değilse sevip sevmemek de değil. Ahbap güzel bir umuttu belki de. Çok güzel bir düş. Lakin Türkiye’de sivil toplumculuk çok da masum değil. Sarı sermayelerden fon olan ve çok sevilen birçok dernek ver. Farkında bile değiliz.

Zira işin içinde değiliz. Geçmişte de yaptığı birçok hata var. Bunların cezasını ödemiş. Biliyoruz ki bu çok karmaşık bir konu. Tek bir yönü yok. Mesele bizim kendimizde. Kendimize olan inancımızı yitirmemizde. Eğer ki ben öyle yapıyorum bir yardım yapılacaksa doğrudan kendim ihtiyaç duyan kişi ya da kuruma yapıyorum. Kahramanlara ya da kurtarıcılara ihtiyacımız yok. Bu kadar aciz ve çaresiz değiliz. Eğer bunu yapabilirsek bu tür olaylar da en azından daha az ortaya çıkar. Ne dersiniz?

İçeriği Sevdiklerinizle Paylaşın!

Yorum yapın